Ölüm muhakkak Ve ölüm mutlak
Unuttuğumuz, sümen altı ettiğimiz, beynimizin en ücra köşesine gizlediğimiz şeyler vardır öyle bir zaman gelir ki sıraları geldikçe çıkmaya başlarlar ortaya. Ölüm de böyle bir şeydir işte. Sırası geldiğinde herkese kendi hakikatini gösterir hatırlatır bakın ben buradayım hiçbir yere gitmedim diye. Yine ölümün kendini hatırlattığı zaman geldi çattı. Uzakta biri ölür değmez bana Azrail’in eli dersin uzaktır o sana yakın olmayan herkesin canını alır da bir sana ilişmez bir senin yakınına dokunmaz sanarsın. Öyle bir an gelir ki dokunur Azrail’in eli en yakınına. İşte başlamıştır senin ölümle dostluğun yahut düşman mıdır ölüm sana? Bir taraf seçmenin zamanı da gelmiştir. Ölüm soğuk bir musalla taşı mıdır yoksa sevgiliye giden bir yol mu? Yine sen seçersin bunu. Ölüm seni zorlamaz bir tercihe ancak yine de seçim hakkı tanır sana. Seçelim, ölüm dost mu, düşman mı? Ölüm, yolları çiçeklerle çevrili bir bahçe mi? Yoksa zehirli otlarla bürülü bir bataklık mı? Ben seçimimi yapıyorum işte dostlar. ...