Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Eğreti bir ot gibi büyüyen sevda

Sevme kabiliyeti verilmiş insanoğlunun kötülüğü adına yazılmış birkaç satır… Sadî-i Şirazi'ye sormuşlar insan nedir? Cevaplamış:  yek katre-i hunest ve hezar endişe . İnsan bir damla kan ve binbir endişeden yaratılmış. Karmaşık sisteminin içinde bir de varlığının anlamlandıramadığı endişelerle çevrelenmiş. Bu endişelerin mezara gidene kadar devam edeceği insanın hiçbir zaman endişesiz olamayacağı ancak Allah´ın yardımıyla endişelerinin hafiflediği dönemler olacak. İnsan kendini çepeçevre saran endişeler içinde bile insan kalma, insan olma erdemini göstermek zorunda.  Yazımının devamını bir türlü getiremiyorum ancak  silmek de istemiyorum bu yüzden yarım kalmış bir yazı olarak paylaşacağım. Devamını okuyanlar getirsin hayat bu her zaman tamamlanmış cümleler sunmuyor bize öyle değil mi?

Yok bana bu cihanda bir yer

Hani şarkıda diyor ya; “yok bana bu cihanda bir yer” tam şarkının o kısmında takılıp kalmışım gibi• uzun zamandır yerimi bulamıyorum. Annesini pazarda kaybedip her gördüğü eşarplı kadına sarılıp anne diyen o çocuğun çaresizliği ile yolumu bulmaya çalışıyorum. Sahi benim bu dünyada amacım ne,  ne için yaşıyorum¿ Bu sorulara cevabım hazır. “Kulluk”; bu öyle basit bir kelime ki, iki hecede bir çırpıda ağzından çıkıyor. Önü arkası yok tek başına dimdik kimseye boyun eğmeksizin. Ama öyle zor bir kelime ki, kimseler üstesinden gelemiyor. Üzerine sempozyumlar düzenleniyor, kitaplar yazılıyor, koca koca profesörler bir dizi dersler veriyor. Allah aşkına yok mu bu kelimenin telaffuzu zor yaşaması kolay bir eş anlamlısı? Yazılan çizilen her şey iyi güzel ama yaşama noktasında takılıp kaldım, kelimenin ilk harfinin hakkını bile verecek bir ömür sürmedim. Zaman geçiyor tik tak saat sesleri, yolumu kaybettim. Beni bu boşluk hissinden kurtaracak kutlu bir yola ihtiyacım var. Ömrünü nerede geçird...